Avukat Santos kadınlar şaşırtıcı travesti sonrası dövülür

Bir avukat São Paulo kıyısında, bir travesti ile saldırıları değiştirdikten sonra askeri polis tetikledi ve Santos Pazartesi (22) üzerine erken hasarlı araba var. Profesyonel o şehir merkezinde Itororó Caddesi’nde bir kadın olduğuna inanılan bir kişi ile sohbet etmek durduktan sonra kavga başladı iddia ediyor.

PM göre, avukat hata fark sonra, arabasını onu bezdirmeye başladı diğer iki travesti, tarafından işgal vardı, olduğunu bildirdi. Aracın içini terk sorarak, onlar para talep başladı. 100 £ toplamını ödemeyi reddederek sonra, üçlü arabanın içini zarar etmeye başladı.
kurban bile travestilerin tarafından parçalanmış, ona göre, R 50 $ bir not sundu. Şu anda, Avukat araç çıkıldı ve ikisi aracın zarar görmesini devam sadece birini bırakarak, siteyi koştu.

Polise göre, avukat camın üzerine yumruk sonra elini zarar gelen travesti ile savaşa gitti. O olayda hizmet sırasında çok askeri polis tarafından tahrik Mobil Acil Servis (Samu), profesyoneller tarafından katıldı gerekiyordu.
Ifadesinde, şüpheli avukat Ride diye ve cinsel program yapmak için başka bir travesti, verdi ama yarım vazgeçti ve geri onlar daha önce nerede olduklarını onları almaya reddetti söyleyerek, başka bir sürümünü verdi. Tartıştıktan sonra travesti kurban polise dava kadar araba zarar etmeye başladı.
Şüpheli tutuklu alınan ve ilçenin Kamu Jail sevk edildi. dava Santos 1. Polis İlçesi (PD) tarihinde tescil edilmiştir.

Travesti Tarihi

Bir erkek niçin travesti olmak ister? Çünkü kadın gibi hissediyorlar, ama ne kadın olabiliyorlar ne de erkek, tam bu iki cinsin ortasında bir yaşam sürüyor travestiler.Travestilerin hiç bilinmeyen yönlerini röportajımızda öğreneceksiniz.
Çoğu üniversite mezunu ve iyi derece de yabancı dil biliyorlar. Röportaj yaptığımız grup seks işçiliği yaparak yani fahişelikle hayatlarını sürdürüyor. Travesti olarak hayatta kalabilmek için altını çizerek zorunlu seks işçiliği yaptıklarını söylüyorlar. Peki, bir erkek niçin travesti olur kimlikte yazan ismiyle Fikret, ama şuan kullandığı isimle Hayat bu sorumuza bakın nasıl yanıt veriyor:
Çünkü kadın gibi hissediyorum.
Şuan 30 yaşındayım, kendi isteğime kalsaydı cinselliğimi fark ettiğim ilk gün travesti olurdum fakat şartlar ve zamanın olgunlaşması ancak 22 yaşımda oldu. Ben travestiyim çünkü kendimi kadın gibi hissediyorum, takım elbise giymek ya da erkek gibi giyinmek istemiyorum çünkü o zaman mutlu olamıyorum. 8 sene önce karar verdim ve çeşitli ameliyatlar neticesinde fiziksel görüntümü değiştirdim, yani beynimle kıyafetlerim, ya da vücudum aynı şeyleri anlattı çevreme. Mesela siz heteseksüelsiniz yani karşı cinsinizden hoşlanıyorsunuz etek giyemezsiniz bende bu noktandan sonra kendimi takım elbise giymiş şekilde düşünemiyorum. Bu kadar zorluğa rağmen kendi mutlu olabileceğim tercihi yaptım.
Benim ailemle ilişkilerim çok iyi ama ben istisnayım galiba
Ben aileme, tercihimi açıkladığım zaman ilk başlarda tepki koydular fakat daha sonra anlayışla karşıladılar. Ama birçok arkadaşım ailesiyle görüşmüyor, daha doğrusu aileleri onlarla görüşmek istemiyor evlatlıktan reddetmişler. Çok acı bir durum yani evladının cinsel tercihini değiştirmesi, artık öyle bir evlat yok, ile aynı manayı taşıyor Türkiye’de. Sivas’tan, Hatay’dan, Mersin’den, Diyarbakır’dan gelen bir çok arkadaşım var fakat hiç birinin ailesi ile ilişkileri ilk baştaki gibi değil.
Bir Gecede 30 kişi!
Bir gecede kaç kişi ile beraber oluyorsunuz sorusuna ise hayli ilginç bir cevap alıyoruz. Bir gece de ortalama 30 erkek ile beraber oluyor. Bu da aslında Türkiye’nin bir gerçeği ortaya koyuyor yani birileri bu insanları tercih ediyor, yani arz ve talep meselesi. Kısaca hesap edecek olursak Ankara’da yaşayan kayıtlı 2000 travesti olduğunu varsayarsak, gündüz normal ilişkileri olan fakat gece sapık ilişkiler yaşayan 60.000 erkek olduğu sonucuna varabiliriz.
Uyuşturucu kullandım
Tercihimi yaptıktan sonra, bu olayı çevreme anlatmam çok zor oldu o süreçte kısa bir süre uyuşturucu madde aldım. Şikayet üzerine bu sebepten dolayı da cezaevine girdim.
Ben Gazi Eğitim Mezunuyum, devlet bana iş vermiyor
Niçin fuhuş yapıyorsunuz, tamam hadi cinsel tercihlerinizi anladık ama fuhuş niçin sorumuza ise bakın röportaj yaptığımız gruptan Gizem nasıl bir cevap veriyor: Ben Gazi Üniversitesi Sınıf Öğretmeni mezunuyum, okul bittikten sonra fiziki görünümümü değiştirdim, devlet o zamandan sonra bana dur dedi. KPSS’ye gireyim dedim almadılar, kimlikteki fotoğrafım ile görüntüm uymuyormuş, Özel eğitim kurumlarında çalışayım dedim toplumun da bize nasıl baktığı az çok orta da oradan da olumlu bir yanıt alamadım.
‘Su firmasında çalıştım’
Bir su firmasında çalıştım aylık 400 liraya ama olmadı çünkü Sincan’da ya da Demetevler’de ya da Keçiören’de yaşayamazsınız iki günde öldürürler sizi hadi oralarda yaşasak kiralar ucuz desek ama olmadı. Bende her gece onlarca insanla beraber olmak istemiyorum ama hayatıma devam edebilmek için mecburum.
‘Türkiye’de birçok, takım elbiseli sapık var’
Kendilerine sapık gözüyle bakılmasından son derece rahatsız olduğunu dile getiren Gizem bu ülkede günde onlarca taciz olayları oluyor. Bakıyoruz okul müdürü ilkokul çağındaki bir kız çocuğunu taciz etmiş, ya da öğretmeni taciz etmiş. Yani Türkiye’de takım elbiselerin alına gizlenmiş bir sürü potansiyel sapık var. Ben ne öğrencimi taciz edecek kadar sapığım ne de bir eğilim gösterecek kadar haysiyetsiz biriyim.
Travestiler, sapık erkeklerin tamponu’
Bu nokta da Elçin söze katılıyor. Öyle inanılmaz insanlarla birlikte oluyoruz ki yaptıklarını ne miğde kaldırır ne de vicdan. Ensest ilişkiler mi dersiniz, çocuğunu dikizlemek mi dersiniz, bu sapıklıkları yapan insanlar belki de egolarını tatmin için bize anlatıyor. Bu zamana kadar beraber olduğum birçok erkekten bu tür hikâyeler dinledim.
‘Zorunlu olarak seks işçiliği yapıyoruz’
Röportaj yaptığımız gruptan Ezgi, zorunlu olarak seks işçiliği yapıyoruz diyor. Bunu da şöyle açıklıyor: Normal bir hayat sürmeye karar veren bir hayat kadını olsam 2 alt mahalleye taşınırım ve kimse benim hayat kadını olduğumu bilemez girerim bir işe çalışırım. Ama bizi transeksüel ve sapık ruhları olan insanlar olarak gördükleri için nereye gidersek gidelim o yafta da bizimle beraber geliyor ve yaşam hakkımız kısıtlanıyor.
‘Halen buraya giremezsiniz diye kapıdan çeviren lokantalar var’
Ankara’da halen bizi içeri almayan lokantalar var diye söze başlıyor Gülçin. Düşünün karnınız acıkmış ve bir lokanta da yemek yiyeceksiniz ama içeri alınmıyorsunuz. Gece bir yere eğlenmeye gidiyorsunuz kapıdan girerken tacize uğruyorsunuz. Bizi 3. sınıf vatandaş olarak gördükleri için bu davranışı sergiliyorlar.
Travesti olmak çok zor’
Söze Travesti Hayat devam ediyor. Türkiye’de travesti olarak yaşamak çok zor mesela sana kira 1 lira ise bana 3 lira yani ev sahibi işine gelirse otur diyor. Zaten oturduğun evde de 6 aydan fazla yaşayamazsın kovarlar. Geçen gün ev sahibim geldi, benimle beraber olmak şartıyla 2 ay daha evde oturmamamıza izin vereceğini söyledi, 70 yaşlarında bir adam benimle beraber oldu tüm sapkınlıklarını ortaya çıkardı ama yataktan kalktıktan sonra defolun gidin evimden dedi. İşte biz bir böyle bir hayat yaşıyoruz.
Ve son
Hiç birisi eceliyle ölmüyor ya bir köşe de boğazlanıyor ya da biri yüzüne kezzap atıyor. Cinsel tercihlerini değiştirmişler fakat toplum zihnini değiştirmeleri zor görünüyor, her ne kadar kendi aralarında dernekler kurup örgütlenseler de çok fazla kişi ve kurum tarafından dikkate alınmıyorlar nereye kadar sürecek peki bu durum? Yaşayıp göreceğiz…
Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) uluslararası hastalık sınıflama ölçütü ICD-10’a göre, bir cinsiyet rahatsızlığı türü. Transseksüel bireyler aslında bedensel açıdan ya erkek ya kadındırlar, fakat kendilerini, bulundukları cinsiyetten başka cinsiyete ait hissederler ve olabildiğince bu hissettikleri cinsiyetin özelliklerine bürünürler. Transseksüelliğin ne ölçüde hastalık olarak değerlendirilmesi gerektiği, kesinlikle çok tartışılan bir konudur.
Çoğu transseksüel bireyde, “başka biri olma” duygusu, okul öncesi çağlarda gelişmektedir; fakat bu duygu henüz somut olarak bağlayıcı olmayabilir. Bazıları da okul öncesi çağda bedensel cinsiyetlerinin aksine, kız veya erkek olmak istediklerine dair bir bilinç geliştirdiklerini belirtmektedir. Bu bilinç, ilk defa ergenlik ya da yetişkinlik döneminde de ortaya çıkabilmektedir. Böyle bir durumda, çocukluk dönemindeki anıların bastırılıp bastırılmayacağı sorusu akıllara gelmektedir. Transseksüel bireylerin karşılaştığı psikolojik baskılar zamanla artmaktadır; özellikle ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde. Psikosomatik hastalıklar ve diğer çeşitli psikolojik problemlerin yanı sıra bu baskıların sonucu olarak depresyon ve uyuşturucu kullanımı gibi sorunlarla karşılaşılmaktadır. Çoğu transseksüel, er ya da geç çevresini transseksüelliğiyle ilgili bilgilendirmeye, cinsiyet rolünü de kalıcı (resmi) olarak değiştirmeye mecbur kalacaktır. Özellikle kriz evresinde alınan bu tür bir kararın sonucu da bireyin hayatını tehdit edebilmektedir.
Transseksüellik sonucunda ortaya çıkan psikolojik problemlerin zamanı, bireyden bireye değişiklik göstermektedir. Bu, bireyin içinde bulunduğu sosyal çevreye ve edindiği bilgilere de bağlı olmaktadır. Yalnız değişmeyen şudur ki yıllardan beri tıbbi tedavi görmek isteyen bireylerde ortalama yaş oranı giderek düşüş göstermektedir.
Transseksüelliğe eğilim gösteren çocuklar, çoğunlukla çevrelerinin beklentilerine uymaya ve bedensel cinsiyetlerine uygun rolde yaşamaya çalışmaktalar. Bu tür baskılar da bedensel açıdan erkek olan transseksüellerde genellikle daha fazla olduğundan, trans erkek ve trans kadınlarda yaşanan tipik gelişimler farklı olmaktadır:
Trans kadınlar, ilk olarak klasik erkek profiline olabildiğince uyum sağlamak için çaba harcarlar. Evlenip aile kurmaları sık rastlanan bir olaydır; çünkü daha sonra partnerlerini zaten kadın olarak tercih ederler. Ayrıca meslek seçiminde, erkek gücü gerektiren alanları seçmeleri de yaygın bir durumdur. Eril rolde yaşadığı sıkıntılar, kendisini genellikle transvestizm ve aşırı yüklenme (Overcompensing) evresi arasındaki değişim esnasında gösterir. Örneğin, bu evrede kadın kıyafetlerini atıp, özellikle erkeksi bir görünüm sergilemeye çalışırlar.
Trans erkeklerin evlenip, çocuk sahibi olmaları sık rastlanan bir şey değildir. Meslek seçiminde ise ya cinsiyetin ön planda olmadığı ya da tipik erkek gücü gerektiren mesleklere yönelirler. Dişil rolde yaşadıkları sıkıntılarını da günlük hayattaki erkeksi davranış biçimlerine entegre ederek gösterirler. Bu davranış biçimi, kadınlarda erkeklerdeki kadınsı davranış biçimlerine göre daha kolay kabul edilmektedir. Bu nedenlerden dolayı, hala kadın gibi yaşayan trans erkekler, “avare” veya özgür görünürler. Partner olarak erkekleri tercih ettiklerinden, genellikle lezbiyenlere benzetilirler.
Cinsiyet rolünün değişimi, önemli sosyal problemlere yol açabilmektedir. Örneğin, her zaman olmasa da, genellikle bireylerin yaşadığı ikili ilişkiler sona ermektedir. Çocuklar, çoğu zaman anne veya babasının rol değişiminin, beklenilenden daha iyi üstesinden gelmektedir. Tabii ki istisnalar da söz konusudur. Bu istisnalar, ergenlik dönemindeki veya dış baskılardan fazlasıyla etkilenmiş çocuklarda görülmektedir. Bireyin, istifasını vererek, işini kaybetmesi de artık sık rastlanan bir olay değildir; çünkü Avrupa Adalet Divanı, cinsiyet değişiminden dolayı bir kişinin işten çıkarılmasının, cinsiyet ayrımcılığı olduğunu açıklamıştır. Buna rağmen, bugüne kadar cinsiyet rolünün değişimi sebebiyle psikolojik veya psikoterapik destek almayan transseksüeller, bu tür desteği almaya başlamışlardır; çünkü bir birey için, psikolojik yardım aldığını kanıtlamadan, tıbbi ve hukuki olanaklardan yararlanıp rapor alması hemen hemen imkânsızdır.
Son yıllarda transseksüel çocuğa sahip aile sayısı giderek artmaktadır. Aynı zamanda transseksüelliği reddetmek yerine, kabul eden aile sayısında da artış görülmektedir. Böyle durumlarda, ergenliğe girişi yavaşlatacak tıbbi önlemler alınmaktadır. Bu yolla, cinsiyet özelliğinin gelişimi engellenmektedir. Bu özellik, ilerleyen yıllarda büyük bir masraf ve şüphe götüren bir başarıyla, eski haline yeniden getirilmek zorunda olan veya artık geri dönüşü olmayan bir yapıdadır. Bu nedenle, ergenlik döneminde veya bu dönemden kısa bir süre sonra, cinsiyet rolünün değişmesine karar veren transseksüel bireylerin sayısı giderek artmaktadIR
Nedenleri
Hamburg-Eppendorf’taki Hans Giese tarafından 1950 yılında kurulan Alman Toplumu Seks Araştırmaları Enstitüsündeki veya Volkmar Sigusch tarafından hayata geçirilen Seks Araştırmaları Uluslararası Enstitüdeki uzmanlara göre, transseksüellikte nedeni belli olmayan cinsiyet kimliği rahatsızlıklarından bahsedilir. Bu görüş, özellikle Alman- Amerikalı psikolog Harry Benjamin‘in transcinsel sağlığı profesyonel dünya kuruluşundaki araştırmalarından yola çıkmaktadır.
Harry Benjamin transseksüelliği, interseksüelliğin özel bir biçimi olarak kabul etmesine rağmen, 1970’lerde ortaya atılan teori transseksüelliğin temelinde fiziksel nedenlerin de olduğunu ortaya koymuştur. Bugüne kadar aslında çoğu insanı ilgilendiren hiçbir model geliştirilememiştir. Benjamin’den yola çıkarak yapılan bazı araştırmalar, prädisposlistiona işaret eden fiziksel sebeplerin olduğu desteklemektedir. Örneğin; tıp tedavisi el kitabının 2005-2006 yayınında, doğum öncesi gelişim aşamasında seksüel hormonların hem genital morfolojisi, hem de beyin fonksiyonunu etkilediği yazmaktadır. Bu hipotez de Zhou ve arkadaşları tarafından yayınlanan verilerle desteklenmektedir. Bu sebeple fiziksel ve psikolojik nedenlerin bir arada ele alınmasına mümkün olduğunca önem verilmektedir.
Bir başka çalışma da embriyo gelişimi esnasındaki hormonsal eşitsizliklerin, bir insanın transseksüel doğabileceğini göstermektedir. Bu konuya ilişkin, beyin psikolojisine dayanan sebepler de öne sürülmektedir.
Transseksüellik ve transvestizmin açıklamalı modeli, 1989 yılında Ray Blanchard tarafından Otogynofili (kendi dişiliğini seven) olarak ortaya atılmıştır. Bu model, cinsiyet rahatsızlığı teorisinin aksine (olası sebeplerden biri olarak mutlaka cinsiyet değiştirmeye ilişkin önlem almayı gerektiren bir teoridir) bedensel özellikler açısından erkek olan bir bireyin paraphilie eğilimlerini ve kendisini bir kadın olarak hayal edip tatmin ettiğini anlatmaktadır.
Almanya
Almanya’daki transseksüel yasasında (TSG), bu bireylerin isimlerini veya medeni durumlarını değiştirebilmesi için, bir dizi ön koşul belirlenmiştir. Bu koşulları yerine getirme olanağı da, ilgili yerel mahkemelerce sağlanmaktadır. Alman İçişleri Bakanı, transseksüel bireyler için bir dizi önkoşul getirmiştir. Bunlar arasında, doğum kaydı esnasında yazılan cinsiyetin ve isim değişikliğinin yapılması yer almaktadır.
Bu yasayla da, bir trans kadının cinsiyetini uygun hale getirmek ve artık nüfus kaydındaki cinsiyetini düzelttirmek için fırsat doğmuştu. Yalnız bu izin, yasalara aykırı görülmüştü, çünkü evli olmayan kişiler de nüfus kaydındaki cinsiyetini değiştirme hakkına sahip olmuştu. Bu nedenle evli transseksüeller, nüfus kaydındaki cinsiyetlerini değiştirmeden önce, evliliklerinin hukuken bitmesi için cinsiyet değiştirme ameliyatına zorlanmışlardır.
Kaldırılan izinden bağımsız olarak, isim değiştirme yasasında yer alan yönetmeliklerce, bireyin isim değişikliği yapması mümkündür.
Avusturya
1983 yılındaki transseksüel yasasının yerine geçen 1986 yılındaki yasa, 2006 yılının temmuzunda Avusturya Adalet Divanı tarafından yasalara aykırı olarak görülmüş ve yürürlükten kaldırılmıştır.
İsviçre
İsviçre’de de özel bir transseksüel yasası yoktur. Yargı, cinsiyet değiştirildikten sonra mahkemeye verilen dilekçe ile kişinin ismini ve nüfus kaydında yer alan cinsiyet bilgisini düzeltme hakkına sahip olduğuna hükmetmektedir.
Birleşik Krallık
Birleşik Krallık’ta 2004 yılında, transseksüel bireylere cerrahi operasyon veya herhangi bir bedensel uygulama şart koşulmaksızın, doğum kaydını düzelttirme imkânı sağlayan, Gender Recognition Act (cinsiyet onaylama yasası) yürürlüğe girmiştir.
Fransa
Fransa’da 17 Mayıs 2009 yılı itibariyle, transseksüelliğin artık ne fiziksel ne de cinsiyet rahatsızlığı olarak tanımlanmasına izin verilmiştir.
Diğer
Belçika ve Lüksemburg’da transseksüellere ilişkin durum, Almanya’da olduğu gibidir. Yargı, genel yönetmeliklerle düzeltme veya değişikliğe izin vermektedir.
Paris’teki onur yürüyüşünde bir Japon travesti (25 Haziran 2005).
Travestilik ya da travestizm, genellikle cinsel haz almak amacıyla,[1] karşı cinsin kıyafetlerini giymek. Travestilerin çoğunluğu erkektir.[1]
Travestilik bir transgender türüdür ve sıkça transseksüellikle karıştırılır. Transseksüel, belirli bir cinsin fiziksel karakteristikleri ile doğduğu halde duygusal ve psikolojik anlamda kendisini diğer cinse ait hisseden kimsedir.[2] Erkek ya da kadın transseksüeller cinsiyet değiştirme ameliyatı geçirmeden önce genellikle bir süreliğine karşı cinsin kıyafetlerini giyerler.[1] Travestilik bir cinsel yönelim değildir. Bir travesti heteroseksüel ya da eşcinsel olabilir
Çoğu transseksüel bireyde, “başka biri olma” duygusu, okul öncesi çağlarda gelişmektedir; fakat bu duygu henüz somut olarak bağlayıcı olmayabilir. Bazıları da okul öncesi çağda bedensel cinsiyetlerinin aksine, kız veya erkek olmak istediklerine dair bir bilinç geliştirdiklerini belirtmektedir. Bu bilinç, ilk defa ergenlik ya da yetişkinlik döneminde de ortaya çıkabilmektedir. Böyle bir durumda, çocukluk dönemindeki anıların bastırılıp bastırılmayacağı sorusu akıllara gelmektedir. Transseksüel bireylerin karşılaştığı psikolojik baskılar zamanla artmaktadır; özellikle ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde. Psikosomatik hastalıklar ve diğer çeşitli psikolojik problemlerin yanı sıra bu baskıların sonucu olarak depresyon ve uyuşturucu kullanımı gibi sorunlarla karşılaşılmaktadır. Çoğu transseksüel, er ya da geç çevresini transseksüelliğiyle ilgili bilgilendirmeye, cinsiyet rolünü de kalıcı (resmi) olarak değiştirmeye mecbur kalacaktır. Özellikle kriz evresinde alınan bu tür bir kararın sonucu da bireyin hayatını tehdit edebilmektedir.
Transseksüellik sonucunda ortaya çıkan psikolojik problemlerin zamanı, bireyden bireye değişiklik göstermektedir. Bu, bireyin içinde bulunduğu sosyal çevreye ve edindiği bilgilere de bağlı olmaktadır. Yalnız değişmeyen şudur ki yıllardan beri tıbbi tedavi görmek isteyen bireylerde ortalama yaş oranı giderek düşüş göstermektedir.
Transseksüelliğe eğilim gösteren çocuklar, çoğunlukla çevrelerinin beklentilerine uymaya ve bedensel cinsiyetlerine uygun rolde yaşamaya çalışmaktalar. Bu tür baskılar da bedensel açıdan erkek olan transseksüellerde genellikle daha fazla olduğundan, trans erkek ve trans kadınlarda yaşanan tipik gelişimler farklı olmaktadır:
Trans kadınlar, ilk olarak klasik erkek profiline olabildiğince uyum sağlamak için çaba harcarlar. Evlenip aile kurmaları sık rastlanan bir olaydır; çünkü daha sonra partnerlerini zaten kadın olarak tercih ederler. Ayrıca meslek seçiminde, erkek gücü gerektiren alanları seçmeleri de yaygın bir durumdur. Eril rolde yaşadığı sıkıntılar, kendisini genellikle transvestizm ve aşırı yüklenme (Overcompensing) evresi arasındaki değişim esnasında gösterir. Örneğin, bu evrede kadın kıyafetlerini atıp, özellikle erkeksi bir görünüm sergilemeye çalışırlar.
Trans erkeklerin evlenip, çocuk sahibi olmaları sık rastlanan bir şey değildir. Meslek seçiminde ise ya cinsiyetin ön planda olmadığı ya da tipik erkek gücü gerektiren mesleklere yönelirler. Dişil rolde yaşadıkları sıkıntılarını da günlük hayattaki erkeksi davranış biçimlerine entegre ederek gösterirler. Bu davranış biçimi, kadınlarda erkeklerdeki kadınsı davranış biçimlerine göre daha kolay kabul edilmektedir. Bu nedenlerden dolayı, hala kadın gibi yaşayan trans erkekler, “avare” veya özgür görünürler. Partner olarak erkekleri tercih ettiklerinden, genellikle lezbiyenlere benzetilirler.
Cinsiyet rolünün değişimi, önemli sosyal problemlere yol açabilmektedir. Örneğin, her zaman olmasa da, genellikle bireylerin yaşadığı ikili ilişkiler sona ermektedir. Çocuklar, çoğu zaman anne veya babasının rol değişiminin, beklenilenden daha iyi üstesinden gelmektedir. Tabii ki istisnalar da söz konusudur. Bu istisnalar, ergenlik dönemindeki veya dış baskılardan fazlasıyla etkilenmiş çocuklarda görülmektedir. Bireyin, istifasını vererek, işini kaybetmesi de artık sık rastlanan bir olay değildir; çünkü Avrupa Adalet Divanı, cinsiyet değişiminden dolayı bir kişinin işten çıkarılmasının, cinsiyet ayrımcılığı olduğunu açıklamıştır. Buna rağmen, bugüne kadar cinsiyet rolünün değişimi sebebiyle psikolojik veya psikoterapik destek almayan transseksüeller, bu tür desteği almaya başlamışlardır; çünkü bir birey için, psikolojik yardım aldığını kanıtlamadan, tıbbi ve hukuki olanaklardan yararlanıp rapor alması hemen hemen imkânsızdır.
Son yıllarda transseksüel çocuğa sahip aile sayısı giderek artmaktadır. Aynı zamanda transseksüelliği reddetmek yerine, kabul eden aile sayısında da artış görülmektedir. Böyle durumlarda, ergenliğe girişi yavaşlatacak tıbbi önlemler alınmaktadır. Bu yolla, cinsiyet özelliğinin gelişimi engellenmektedir. Bu özellik, ilerleyen yıllarda büyük bir masraf ve şüphe götüren bir başarıyla, eski haline yeniden getirilmek zorunda olan veya artık geri dönüşü olmayan bir yapıdadır. Bu nedenle, ergenlik döneminde veya bu dönemden kısa bir süre sonra, cinsiyet rolünün değişmesine karar veren transseksüel bireylerin sayısı giderek artmaktadır.
Rapor Et
Uygulamada karşılaşılan sorunlar
Türkiye’de cinsiyet değiştirme ile ilgili kanunlar olmasına rağmen, uygulamada önemli sorunlar yaşanmaktadır. Bunlardan biri, ameliyat olmuş bireyin iş hayatında yaşadığı sıkıntılardır. İş başvurusu yapan bireyden talep edilen nüfus kaydı sonrasında, kayıtlarda yer alan ameliyat öncesi kimliğinin görülmesi, kişinin özel hayatına zarar verir.
Diğer bir sorun da yasalarda yer alan özürlülük ölçütü, sınıflandırılması uyarınca vücut fonksiyon kaybı cetvelinde bulunan transeksüellere ilişkin düzenlemedir. Bu cetvele göre, transeksüellik, özürlülük durumu olarak değerlendirilmektedir.
Türkiye’de iç hukukta da büyük sorunlar yaşanmaktadır.
Yaşanan onca soruna rağmen, cinsiyet değiştirmeye ilişkin durumlar zamanla gelişmektedir.
Tarihi
Transeksüellik kavramı, çok eskilere dayanan bir olgusal duruma işaret eder. Türkiye’de ilk defa Bülent Ersoy’un geçirdiği cinsiyet değiştirme ameliyatı ile toplumun gündemine gelmiştir. Dünya çapında ise, ilk kez 1952 yılında Norveç ‘te yapılmıştır. Bu ameliyatla, Amerikalı George Jorgensen kadın olmuş ve ismini değiştirmiştir.
Cerrahi uygulamaların başlangıcı birincil lenfoid organların ve ikincil cinsiyet özelliklerinin değişimine yönelikti. Bu değişim, cinsel ilişkide bulunma eğilimini hadımlaştırma gibi yöntemlerle tamamen ortadan kaldırma açısından, eski Mısır’dan, Hindistan gibi eski kavimlere kadar uzanırdı. Örneğin doğurganlık ayini Sümerliler ve Anadolu’da, insanların ana Tanrıça Kibele’ye olan bağlılıklarını göstermek için yapılmaktaydı. Bu ayinlerde kendinden geçen insanlarla hadımlaştırma törenleri gerçekleştiriliyordu. Hadımlaştırma ayini, Roma İmparatorluğu dönemine kadar, tanrıça Diana’nın şerefine de yapılmaktaydı. Bu uygulamalar öncelikle, Ortaçağ’da hadım veya harem ağası adı altındaki köleler üzerinde uygulanmaktaydı. Bireyleri bayıltmadan ve sıhhî olmayan ortamlarda yapılan bu operasyonlar çoğu zaman ölümle sonuçlanırdı veya bireyin Skrotum (penisin alt bölümündeki kesenin içinde bulunan organlar); bazen de penisi alınırdı.
Tıbbın ilerlemesiyle birlikte, bu tür operasyonlarda ölüm riski de azalmıştır. Başlangıçta yapılan operasyonlar toplumsal ve dini düşüncelerden etkilenerek yapılmış ve onur kırıcı bir cezalandırma yöntemi olmuştur. Rönesans döneminde, toplumda zamanla yeni bir cinsiyet tablosu gelişmişti. Bu oluşan tabloyu takiben, kadınların güçleri giderek artmış, erkeğe özgü cinsiyet özelliklerinin nasıl bir şey olduğunu hissetmişlerdir. Bu esnada da eril cinsiyetlerde de kadına özgü özellikler belirmiştir. Başka cinsiyete ait olma isteğinin, tarihsel bağlamda ne zaman ortaya çıktığına dair kesin bir tarih bulunmamaktadır. Barok ve Rokoko akımları, çoğu değişimin ve karşı cinsin görünüşüne bürünmenin moda olduğunu göstermiş ve bundan yola çıkarak bazı doktorlar 17. ve 18. yüzyıllarda cinsiyet değiştirme ameliyatı yapma cesaretini göstermişlerdir. Bu ameliyatlar, muhtemelen hastanın kendisini iyi hissetmesine yönelik değildi.
Doktorlar kendi çıkarları doğrultusunda, bilimsel deneylerine katkıda sağlamak için bu operasyonları yürütmekteydiler. En bilindik örneği, androjeni kişiliğindeki (kadın ve erkek rolünün gerekliklerini yerine getiren birey) bireyler, daha çok “canavar” adı altında pazarlarda veya sirklerde sunulmaktaydı. Buradan, bu operasyonlarda çoğu zaman ilkel aletler kullanıldığı sonucu da çıkarılabilir (bıyıklı kadın, sesi değiştirilmiş erkek opera aryalarının kalın seste opera söylemeleri gibi).
1 2 3